Psikolojik Destek

Kanser tedavisi sonrasında ki aşamada, nüks endişesi ve uyum güçlükleri ön plandadır. Yeni bir nüksün ortaya çıkması; kanser tanısı aldığı dönemdeki, hatta daha şiddetli tepkiler ve en sıklıkla uykusuzluk, anoreksi, yerinde duramama, kaygı, umutsuzluk ile belirgin depresyon ortaya çıkar. Hastanın her aşamada net olarak bilgilendirilmesi, her türden soru, endişe ve kaygılarını ifade etmesinde cesaretlendirilmesi gerekir.

Kemoterapi Psikolojiyi Nasil Etkiler?

Kanser kemoterapisi uzun süren ve defalarca hastaneye gitmeyi, bazı tahlillerin yapılmasını gerektiren ağır bir tedavi şeklidir. Hastanın psikolojik durumu, hastalığının farkında olması, ilaçların yan etkileri gibi pek çok faktöre bağlı olarak olumsuz yönde etkilenebilir. Bunun dışında hastalığa bağlı şikayetlerin ağırlığı da hastayı olumsuz etkileyebilir. Özellikle hastanede yatarak kemoterapi uygulanan hastalarda psikolojik sıkıntılar daha fazladır. Çünkü hastanede yatarak tedavi gören hastalarda anksiyete ve depresyon belirtileri daha sık ortaya çıkmaktadır.

Kanser tedavisinde, kullanılan pek çok ilacın depresyona eğilimi arttırdığını biliyoruz. Ancak bu ilaçların kullanılmasından vaz geçemeyiz. Bu durumda artan depresyon ve anksiyete bozukluğu belirtilerinin düzeyi göz önünde bulunularak psikoterapi ve eğer gerekiyorsa ruhsal medikal tedavi de önerilebilmektedir. 

Radyoterapi Psikolojiyi Nasıl Etkiler?

Radyoterapi uygulaması hastada yeni kaygı ve korkular yaratabilir. Kemik iliği baskılanması ve enfeksiyon riskinden dolayı gereken zorunlu izolasyon hastanın psikolojik durumunu etkileyebilir. Bu aşamada hastanın daha fazla yakınlığa ve ilgiye ihtiyacı vardır. Kanser hastalarında zaten sık görülen depresif tablo derinleşebilir.Tedavi ve muayene ortamının rahat, kalabalık olmaması ve ferah olması, personelin yakın ilgisi hastanın stresinin azaltılmasında yardımcı olur. Hastanın hekiminin bilgi ve deneyimine güvenmesi, çeşitli kaynaklardan edindiği bilgiler hakkında rahatça görüşme yapabilmesi, hekimine ulaşım kolaylığının olması da tedavi esnasında stresin azaltılmasına belirgin derecede yarar sağlamaktadır. Bu nedenlerle hastaların maruz kaldıkları tedavi ortamının rahat olması ve hekimi ile rahat konuşabileceği zamanın olması psikolojik açıdan çok önemlidir.

Uzun süreli stres, vücutta başta adrenalin ve kortikosteroid gibi strese yanıt hormonlarını arttırarak bağışıklık sisteminin baskılanmasına, vücudun kendisini savunma ve kanser ile savaşma yeteneğinde azalmaya neden olmaktadır. Bir çok gelişmiş kanser merkezlerinde kemoterapi ve radyoterapi ile birlikte stres azaltılmasına yönelik program ve tedaviler uygulamakta, hastaların daha rahat ortamda tedavi olmaları sağlanmaktadır.

Kanser Tedavisi Sonrasında Psikolojik Destek

Psikolojik destek ile kanseri yenmiş olan bireyin psikolojik tedavisinde zedelenmiş olan benlik değerini yeniden kazanmasına yardım edilir. Yeni bir yaşam planı ve gelecek planı oluşturmada destek olmaya çalışılır. Geçmişteki güçlü yönleri harekete geçirip bireyin stres faktörüyle ve kanser ile ilgili travmatik olaylarla baş etmede başarılı yönleri desteklenir. Benzer sorunları olanlarla yapılan grup terapileri, iyileşmiş yaşamına devam eden bir hasta ile görüşme sıklıkla yardımcı olur.

Psikoterapiler depresyonu azaltmada, yasam kalitesini yükseltmede yararlı bulunmuştur. Kanser bir aile hastalığı olarak tanımlanabilir. Hastaların ailelerinde de stres ve depresyon düzeyleri hastalarınki ile paralel bulunmuştur. Ayrı bir özellik de depresif durumun kanserin ortaya çıkmasında kolaylaştırıcı ya da mevcut kanserin gidiş ve seyrini, yasama süresini olumsuz etkilediği şeklindedir. Melankoliklerde kanserin daha sık olduğu belirtilmiştir. Özellikle kayıp, elem, acı, yas reaksiyonlarından sonra gelişen depresyon ve takiben ortaya çıkan kanserler dikkat çekicidir.

Medicana Sağlık Grubu © 2016 Tüm Hakları Saklıdır.