Aile Hayatı

Kanser Tanısı Sonrası Hasta ve Hasta Yakınlarında Psikolojik Süreç

Bireyler kanser tanısı aldıktan sonra kişisel farklılıklar gösterse bile bir dizi ruhsal semptom ortaya çıkarırlar. İlk olarak mevcut süreç ve alınan tanıya göre değişen bir uyum dönemi yaşanır.

Bu tanı kişiye ne getirecek, sonuçları nasıl olacak, maddi ve manevi nelere sebep olabilecek soruları yanıt bulmayı bekler. Travma olarak algılanan bu dönemde inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme aşamaları yaşanır.

Kişinin yaşadığı duyguları (kaygı, korku, üzüntü...) ifade edebilmesi, yaşadığı stresi yönetebilmesi tedavinin seyri açısından da önemlidir. Hastaların yaşadıkları fiziksel zorlanmaları daha rahat aşmaları için tedaviye psikolojik destek eklenmesi önemlidir.

Psikosoyal Tedaviyle Birlikte;

  • Hastalık evrelerine ruhsal uyum sağlamak,
  • Hastalardaki psikiyatrik semptomları azaltmak,
  • Kişilerin duygularını rahat ve doğru ifade edebilmesini sağlamak,
  • Yanlış ve kötümser algıları düzeltmek,
  • İletişimi güçlendirmek,
  • Yaşam kalitesini arttırmak,
  • Sosyal destek sağlamak amaçlanır.

Hastanıza Yardımcı Olabilmek İçin Güçlü Olmalısınız!

Tanı aldıktan sonraki süreç hasta yakınları için de zorlu bir dönemdir. Kişilerin hem kendi duygularıyla baş etmesi hem de hastanın konforuyla ilgili maddi ve manevi güçlüklere göğüs germesi gerekecektir.

Kendi duygularınızı tanıyın; Yeni gelişen tanı süreci ve bu sürecin getireceklerine karşı üzülmeniz, kaygı duymanız veya duygusal bir reaksiyon göstermeniz normaldir. Hastanıza yardımcı olabilmeniz için öncelikle siz sağlam ve güçlü olmalısınız. Duygularınızı tanıyın sorununuzu çözün, gerekirse kendiniz için de uzman desteği alın.

Hastanızla duygularını konuşun; Sadece kanser değil bütün kronik hastalıklar daha güç kabul edilen tanılardır. Bu süreçte hem hasta hem de çevresindekiler karşılıklı birbirlerini üzmemek adına duygularını baskılarlar, içten içe bir baskı yaşarlar. Oysa böyle dönemlerde kişinin karşılaşacağı zorlukları aşabilmek için en çok ihtiyacı olan şeylerden birisi kendi duygusal durumunu başkalarıyla paylaşabilmektir.

Hastaya sorun, onunla paylaşın; Onkolojik tedavilerden sonra eve dönüşte evdeki herkes kendince hastaya iyi geleceğini düşündüğü şeyler yapmaya başlar. Bu yapılanlar karşıdakini zorlayıcı, yük altında hissettirecek eylemler olabilir. Bu aşamada hastanın kendisine nelerin yapılmasını tercih ettiği açık açık sorulmalıdır.

Karşılaştırma yapmayın; Herkesin hastalık ve iyileşme süreci tekdir ve kendine özeldir. Her birey aynı süreçlerden de geçse bu süreçlerde farklı duygular yaşar ve farklı fiziksel sıkıntılar yaşar.

Hastayı tek bir role sıkıştırmayın; Teşhis ve tedavi sürecinde hasta yakınları onu başka işlerle 'yormamak' adına hastanın sorumluluklarını alarak rollerini daraltabilirler. Bu tavır zaman içinde hastayı sadece hastalığıyla baş başa bırakacağı için hastalık rolünü perçinler ve yetersizlik duygusunu arttırır.

İş bölümü yapın; Her bireyin hasta için yapabilecekleri farklıdır. Hasta yakınları arasında yapılan iş bölümü kişilerin daha etkin rol almasını ve daha az yorulmasını sağlar.

Keskin ve sınırlandırıcı öğütler vermeyin; 'şu yemeği yemek iyi gelir', 'bunu asla yapma', 'üzülme, üzüntü kanser hastasına iyi gelmez', 'moralin hep yüksek olmalı'... Evet, bunlar belki iyi niyetli talepler ancak kişide 'yapamıyorum', 'yeteri kadar iyi değilim' ya da 'herkesi yoruyorum' duygu ve düşüncelerini artırır.

Kaynaklarınızı doğru kullanın; Çoğu kronik hastalık ve bazı kanser türlerinde tanı konduktan sonra uzun süreli takip gerektirir. Bu sebeple maddi ve manevi kaynaklar doğru kullanılmalı, sorumluluk tek kişi üzerinden yürütülmemeli ve bakıcı konumundaki kişiler de kendilerine özel zaman ayırabilmelidirler.

Medicana Sağlık Grubu © 2016 Tüm Hakları Saklıdır.